YATIRIM FONLARININ TASFİYESİ VE YATIRIMCI HAKLARI BİLGİLENDİRME REHBERİ

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026 tarihli ve 2026/60 sayılı Bülteni ile sermaye piyasalarında faaliyet gösteren 7 Portföy Yönetim Şirketi’ne (PYŞ) ait toplam 131 yatırım fonunun Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’ndaki (TEFAS) alım ve satım işlemlerini durdurmuş ve bahse konu fonların tasfiyesine karar vermiştir.

SPK tarafından yapılan resmi basın duyurusu verilerine göre; başlatılan bu kapsamlı tasfiye süreci:

  • 7 Portföy Yönetim Şirketi’ni (Tera Portföy Yönetimi A.Ş., Pusula Portföy Yönetimi A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Atlas Portföy Yönetimi A.Ş., A1 Portföy Yönetimi A.Ş. / A1 Capital Portföy Yönetimi A.Ş., Pardus Portföy Yönetimi A.Ş. ve Bulls Portföy Yönetimi A.Ş.),
  • 131 Yatırım Fonunu (ağırlıklı olarak hisse senedi serbest fonları ile para piyasası fonları),
  • 455 bin 758 tekil yatırımcıyı,
  • Toplamda yaklaşık 891 milyar TL’lik devasa bir portföy büyüklüğünü doğrudan etkilemektedir.

Sürecin gerekçesine bakıldığında; SPK’nın 18 Eylül 2026 tarihli açıklaması ve 25 Eylül 2026 tarihli 2026/65 sayılı Bülteni ile ortaya konulduğu üzere, tasfiyesine karar verilen bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları aracılığıyla fiili dolaşımı düşük pay senetlerinde olağandışı işlemler gerçekleştirildiği, teminatsız işlemler yapıldığı ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn) 107/1. maddesi kapsamında “piyasa dolandırıcılığı (manipülasyon)” şüphesiyle ilgililer hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu görülmektedir.

SPK tarafından finansal istikrarı koruma ve piyasa bozucu eylemleri engelleme amacıyla alınan bu makroihtiyati kararlar, TEFAS platformunda işlem yapan yüz binlerce bireysel ve kurumsal yatırımcının tasarruflarına erişimini geçici olarak kısıtlamış; özellikle 17 Eylül 2026 tarihinde satış talimatı vermesine rağmen emirleri aracı kurumlarca TEFAS’a iletilmeyen, bekletilen veya gerekçesiz şekilde reddedilen yatırımcılar açısından telafisi güç hukuki uyuşmazlıklar ve maddi zararlar ortaya çıkarmıştır.

Bu rehber metin, sürecin işleyişini, fon malvarlığının yasal durumunu, aracı kurumların hukuki sorumluluklarını ve mağdur yatırımcıların atması gereken ivedi hukuki adımları aydınlatmak amacıyla hazırlanmıştır.

FON MALVARLIĞININ HUKUKİ STATÜSÜ VE GÜVENCESİ

Tasfiye ve işlem yasağı kararlarının ardından yatırımcıların zihninde beliren en temel soru ve kaygı; “Yatırım yaptığımız şirketler batarsa veya yöneticileri ceza alırsa paramız tamamen sıfırlanır mı?” sorusudur. Türk sermaye piyasası mevzuatı, yatırım fonu katılımcılarının haklarını kurucu veya aracı şirketlerin mali durumundan bağımsız kılacak çok güçlü hukuki koruma kalkanları ile donatmıştır.

1. Fon Malvarlığının Bağımsızlığı İlkesi (SPKn m. 52)

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca yatırım fonu; tasarruf sahiplerinden fon katılma payı karşılığında toplanan para veya diğer varlıklarla, tasarruf sahipleri hesabına inançlı mülkiyet esaslarına göre portföy işletmek amacıyla kurulan malvarlığıdır.

Fon malvarlığı, kurucu portföy yönetim şirketinin, portföy saklayıcısı bankaların ve fon katılma payı alım satımına aracılık eden kurumların malvarlığından tamamen ayrıdır. Kurucu portföy yönetim şirketinin veya dağıtıcı aracı kurumun iflas etmesi, borca batık hale gelmesi veya faaliyet izinlerinin iptal edilmesi, fon portföyünde bulunan hisse senetleri, tahviller, repo ve ters repo gelirleri ile nakit varlıkları hukuken hiçbir şekilde etkilemez.

2. Haciz, Rehin, İflas ve İhtiyati Tedbir Yasağı (SPKn m. 53)

Kanun’un 53. maddesi, fon malvarlığının dokunulmazlığını mutlak bir güvenceye bağlamıştır:

  • Haciz ve Rehin Yasağı: Fon malvarlığı; kurucunun, portföy yöneticisinin veya portföy saklayıcısının borçları nedeniyle (kamu alacakları, vergi ve SGK borçları dâhil olmak üzere) haczedilemez ve rehnedilemez.
  • İflas Masasına Dahil Edilmeme: Kurucu, yönetici veya saklayıcı kurumların iflası halinde fon malvarlığı iflas masasına dâhil edilemez.
  • İhtiyati Tedbir Yasağı: Kurucu veya saklayıcılar aleyhine açılan hiçbir dava veya takipte fon malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulamaz.
  • Münhasır Tahsis: Fon malvarlığı, fonun sona ermesi (tasfiyesi) durumu da dâhil olmak üzere yalnızca fon katılma payı sahiplerinin haklarının karşılanması amacıyla kullanılabilir.

3. MKK Nezdinde Bireysel Hak Sahipliği Güvencesi

Fon katılma payları, 6362 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde hak sahipleri adına kayden ve elektronik ortamda izlenmektedir. Dolayısıyla aracı kurum veya banka batmış dahi olsa, MKK nezdindeki katılma payı mülkiyeti doğrudan yatırımcıya aittir.

Özetle; tasfiye sürecine alınan 131 fondaki yatırımcı varlıkları, kurucu şirketlerin borçları yüzünden erimeyecek veya haczedilmeyecektir. Fon portföyündeki varlıklar tamamen fon katılma payı sahiplerinin ortak mülkiyetindedir ve tasfiye neticesinde elde edilecek nakit münhasıran yatırımcılara ödenecektir.

TASFİYE MEKANİZMASI VE İŞLEYİŞİ

SPK’nın 17.09.2026 tarihli 2026/61 sayılı ve 20.09.2026 tarihli 2026/62 sayılı Bültenleri ile 131 yatırım fonunun tasfiye usul ve esasları belirlenmiştir. Bu mekanizmanın doğru anlaşılması, yatırımcıların hak kaybına uğramadan süreci takip edebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır.

1. Yetkilendirilen Bağımsız Portföy Saklayıcısı Bankalar

Tasfiye işlemlerini, haklarında soruşturma yürütülen kurucu portföy yönetim şirketleri değil; SPK tarafından doğrudan atanan iki köklü portföy saklayıcı banka yürütecektir:

  • Türkiye İş Bankası A.Ş.: Tera Portföy Yönetimi A.Ş.’ye ait tüm yatırım fonlarının tasfiye işlemlerini yürütmekle görevlendirilmiştir.
  • T.C. Ziraat Bankası A.Ş.: A1 Portföy / A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy Yönetimi A.Ş.’ye ait tüm yatırım fonlarının tasfiye işlemlerini yürütmekle görevlendirilmiştir.

Tasfiye yetkisinin bağımsız kamu ve özel bankalara devredilmiş olması, fon varlıklarının kötü niyetli işlemlerden korunmasını ve tasfiyenin tarafsız bir gözetim altında yürütülmesini temin etmektedir.

2. Tasfiye Süresinin 6 Aya Uzatılması (SPK Bülten 2026/62)

SPK, 17 Eylül 2026 tarihli ilk kararında tasfiye için 3 aylık bir süre öngörmüşken; 20 Eylül 2026 tarihli 2026/62 sayılı ilke kararı ile piyasa dengeleri, hisse senetlerinin likidite koşulları ve satışların piyasada yaratabileceği olası panik etkisini bertaraf etmek amacıyla bu süreyi 6 aya çıkarmıştır.

3. Varlıkların Nakde Dönüştürülmesi ve Yatırımcılara Dağıtım Esasları

  • Kademeli ve Basiretli Satış: Görevlendirilen saklayıcı bankalar, fon portföyünde yer alan varlıkları (pay senetleri, borçlanma araçları, ters repo ve vadeli mevduat) piyasa derinliğini gözeterek ve yatırımcıların en az zararla çıkmasını sağlayacak şekilde zamana yayarak nakde dönüştürecektir.
  • Nakit Dağıtım Periyotları: Fon varlıklarının satışı neticesinde elde edilen nakit tutarlar fon hesabında toplanacak; bankalarca belirlenecek periyotlar ve SPK gözetiminde MKK ile mutabakat sağlanarak yatırımcıların bireysel saklama hesaplarına katılma payları oranında aktarılacaktır.
  • Bilgilendirme Yükümlülüğü: Tasfiye bankaları, sürecin her aşamasını Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) ve resmi internet siteleri üzerinden periyodik olarak kamuoyuna ilan etmekle yükümlüdür.

SATIŞ EMİRLERİ VE 17 EYLÜL 2026 SAAT 13.30 UYUŞMAZLIĞI

1. SPK Düzenlemesinde Yer Alan Mekanizma (2026/61 Sayılı Bülten m. 6)

Yatırımcılar açısından tasfiye sürecinin en kritik ve en çok hukuki ihtilaf doğuracak boyutu muhtemelen 17 Eylül 2026 tarihinde ve bu tarihten önce sisteme girilen fon satış (katılma payı iade) emirlerinin akıbeti olacaktır.

SPK’nın 2026/61 sayılı Bülteni’nin 6. maddesinde şu bağlayıcı düzenlemeye yer verilmiştir:

“İhbarlı fonlar için 17.09.2026 tarihinde saat 13.30’dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları işbu tasfiye esasları kapsamındadır. Tasfiye kararı verilen fonlardan, Takasbank TEFAS Platformu üzerinden fon satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutar fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilir ve banka tarafından yukarıdaki (5) nolu maddede yer verilen yöntemlerle elde edilen nakit ile öncelikli olarak bu borçlar ödenir.”

Bu düzenleme ile Kurul, TEFAS sistemine yasal olarak intikal etmiş ancak fonların kapatılması veya likidite kısıtları nedeniyle takası henüz sonuçlandırılamamış satış emirlerini güvenceye almayı amaçlamış; bu tutarların “fon hesabına öncelikli borç” yazılarak tasfiyeden elde edilen nakitle ilk sırada ödenmesini öngörmüştür.

2. Uygulamada Karşılaşılan Fiili Durumlar ve Uyuşmazlık Senaryoları

SPK bültenindeki düzenleme teorik ve teknik bir çerçeve çizmekle birlikte, 17 Eylül 2026 günü sahada ve işlem platformlarında yaşanan gelişmeler çok daha karmaşık ve ihtilaflı bir tablo ortaya çıkarmıştır. 17 Eylül 2026 tarihinde 131 fonun TEFAS alım-satım işlemlerinin durdurulması sürecinde yatırımcılar pratikte farklı durumlarla karşılaşmıştır:

A. Takasbank TEFAS Sistemine Başarıyla İletilmiş Olan Emirler

17 Eylül 2026 tarihinde veya öncesinde aracı kurumlarca Takasbank / TEFAS platformuna zamanında iletilen, ancak fonların işleme kapatılması nedeniyle takası tamamlanamayan talimatlar bu kapsamdadır. Bu gruptaki yatırımcılar bakımından satış bedeli, SPK kararı gereğince fon portföyüne borç kaydedilmekte olup tasfiye bankalarının (İş Bankası ve Ziraat Bankası) varlık satışlarından elde edeceği nakit ile öncelikli olarak karşılanacaktır.

B. 17.09.2026 Saat 13:30 Öncesinde Verilen Ancak Aracı Kurumlarca Bekletilen veya Reddedilen Emirler

Uygulamada en büyük mağduriyet ve belirsizlik bu alanda yaşanmaktadır. Pek çok yatırımcı; 16 Eylül tarihinden itibaren ve 17 Eylül sabah saatlerinde 13:30 yasal sınırından önce valörlü veya valörsüz yatırım fonlarına ilişkin satış emirlerini aracı kurum/banka uygulamalarından sisteme girmiştir. Buna rağmen:

  • Bazı aracı kurum ve bankalar bu emirleri saatlerce sistemlerinde “Beklemede” veya “İletiliyor” statüsünde tutmuş,
  • Saatler sonra ise hiçbir geçerli hukuki ve teknik gerekçe sunulmaksızın emirler sistem tarafından tek taraflı olarak “Reddedildi” veya “İptal Edildi” statüsüne çekilmiş,
  • Yatırımcıların müşteri hizmetleri veya temsilcileri üzerinden bilgi alma talepleri ise yanıtsız bırakılmıştır.

Ancak emrin TEFAS’a vaktinde iletilmemesi, sebepsiz yere bekletilmesi veya mevzuata aykırı şekilde sistemden reddedilmesi; dağıtıcı kurumun vekalet ve özen borcunu (TBK m. 502, 506) ile basiretli tacir yükümlülüğünü (TTK m. 18/2) doğrudan ihlal eden ağır bir kusurdur.

C. 17.09.2026 Saat 13:30 Öncesinde Emir Vermesi Fiilen Engellenen Yatırımcılar

Saat 13:30 yasal işlem sınırı dolmadan önce, bazı aracı kurum platformlarında ilgili fonların alım-satım butonlarının erken saatlerde işleme kapatıldığı veya sistemsel erişim engelleri konulduğu tespit edilmektedir. Yasal işlem saatleri içerisinde altyapıyı kesintisiz ve emir kabulüne hazır tutmak zorunda olan aracı kurumların bu eylemleri, yatırımcının mülkiyet ve tasarruf hakkını ihlal eden bir hizmet kusurudur.

3. Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Talebi

Ortaya çıkan bu fiili ve hukuki durumlarda aracı kurumların, portföy saklayıcılarının ve portföy yönetim şirketlerinin sorumluluğunu belirleyen temel ilkeler şunlardır:

  1. Vekalet ve Çerçeve Alım-Satım Sözleşmesine Aykırılık (TBK m. 502 ve m. 506):
    Yatırımcı ile aracı kurum arasındaki hukuki bağ vekalet ilişkisine dayanır. Aracı kurum, yatırımcının emir ve talimatlarını gecikmeksizin, sadakatle ve tam bir özenle icra etmekle yükümlüdür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarında açıkça belirtildiği üzere; sermaye piyasasında faaliyet gösteren kurumlar müşterilerinin talimatlarını tam ve zamanında yerine getirmekle yükümlü olup, emrin iletilmemesinden veya haksız reddinden doğan tüm zararları tazmin etmek zorundadır.
  2. Basiretli Tacir Olma ve Güven Kurumu Sorumluluğu (TTK m. 18/2):
    Sermaye piyasası aracı kurumları ve bankalar sıradan bir ticari işletme değil, kamusal güvene mazhar kurumlardır. Bu kuruluşlar altyapı yetersizliği, yoğunluk veya teknik aksaklık gibi bahanelerin arkasına sığınamazlar. En hafif ihmal ve kusurlarından dahi tam sorumlulukları söz konusudur.
  3. Maddi Zararın Kapsamı ve Hesaplanma Usulü:
    17.09.2026 tarihinde geçerli bir satış emri vermiş (veya vermesi engellenmiş) bir yatırımcının o andaki birim fon fiyatı (Net Aktif Değer) üzerinden elde etmesi gereken nakit bedel ile 6 aylık tasfiye süreci sonucunda fiilen eline geçecek tasfiye payı arasındaki tüm negatif fiyat farkı, değer kaybı, kur/enflasyon zararı ve bloke geçen süreye ilişkin faiz alacakları, kusurlu aracı kurumdan ve portföy yönetim şirketinden müteselsilen talep edilebilir.

4. Yatırımcılar Açısından Durum Tespiti Neden Hayatidir?

Bir yatırımcının hukuken hangi kategoride yer aldığını (yani SPK m. 6 uyarınca fon hesabına öncelikli borç alacaklısı mı olduğu, yoksa aracı kurumun haksız reddi nedeniyle doğrudan tazminat alacaklısı mı olduğu) belirleyecek yegâne unsur; aracı kurum sistemindeki emir logları, tarih-saat-saniye dökümleri ve MKK kayıtlarıdır.

Bu sebeple yatırımcıların vakit kaybetmeksizin aracı kurumlardan emir akıbetine dair resmi log dökümünü talep etmesi ve noter ihtarnamesi ile haklarını kayıt altına alması gerekmektedir.

HUKUKİ SORUMLULUK REJİMİ VE MUHATAPLAR

Tasfiye süreci ve gerçekleşmeyen satış emirleri nedeniyle mağdur olan yatırımcıların zararlarının tazmininde, Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca zincirleme ve müteselsil bir sorumluluk rejimi mevcuttur. Zararın tahsilinde başvurulabilecek temel muhataplar şunlardır:

1. Portföy Yönetim Şirketleri (PYŞ) ve Şirket Yöneticilerinin Şahsi Sorumluluğu

  • Özen ve Sadakat Yükümlülüğü (SPKn m. 54, 55 ve 56): Portföy yönetim şirketleri, fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde, objektif iyi niyet ve basiretli bir vekil gibi yönetmekle yükümlüdür. Kanunun 56. maddesi uyarınca PYŞ’ler, kurucu sıfatıyla fonun idaresinden ve fon portföyünün mevzuata aykırı yönetilmesinden doğan zararlardan doğrudan sorumludur.
  • Yönetim Kurulu Üyelerinin Şahsi Sorumluluğu (TTK m. 553): 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi uyarınca; kanundan ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden yönetim kurulu üyeleri, hem şirkete hem de pay sahiplerine ve alacaklılara verdikleri zararlardan şahsen ve müteselsilen sorumludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin istikrarlı kararlarında belirtildiği üzere, sermaye piyasası mevzuatına aykırı işlemler yapan, fon kaynaklarını manipülatif paylara aktararak şirket malvarlığını ve yatırımcı haklarını tehlikeye atan yöneticilerin şahsi malvarlıklarına karşı doğrudan tazminat davası açılması mümkündür.

2. Emri İletmeyen veya Haksız Reddeden Dağıtıcı Aracı Kurumlar ve Bankalar

  • Yatırımcının hesabının bulunduğu ve satış emrini girdiği dağıtıcı aracı kurumlar ve bankalar, emrin sisteme iletilmemesi, zamanında TEFAS’a gönderilmemesi veya keyfi iptali nedeniyle 6098 sayılı TBK’nın 112. (borca aykırılık) ve 506. (vekilin özen borcu) maddeleri uyarınca doğrudan sorumludur.
  • Aracı kurumların “Sistem kilitlendi”, “SPK kararı bekleniyordu” veya “Yoğunluk vardı” şeklindeki savunmaları, TTK m. 18/2’de düzenlenen basiretli tacir ilkesi karşısında hukuken geçerli kabul edilmemektedir.

3. Piyasa Dolandırıcılığı Yapan Gerçek ve Tüzel Kişiler (SPKn m. 107)

  • SPK’nın 2026/65 sayılı Bülteni ile hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulan, borsada yapay piyasa oluşturan manipülatörler, 6098 sayılı TBK m. 49 ve devamı maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusudur.
  • Haksız fiil faili konumundaki bu şahısların malvarlıklarına karşı hukuk mahkemelerinde tazminat davası açılabileceği gibi, ceza soruşturması ve kovuşturmasında da zarar gören sıfatıyla şahsi hak talepleri ileri sürülebilmektedir.

MAĞDUR YATIRIMCILAR İÇİN HUKUKİ YOL HARİTASI

Hak kaybına uğramamak, zararın boyutunu tam olarak ispatlayabilmek ve sürecin sonunda alacakları eksiksiz tahsil edebilmek adına mağdur yatırımcıların sırasıyla aşağıdaki 5 aşamalı hukuki yol haritasını izlemesi gerekmektedir:

1. Adım: Delillerin Eksiksiz Toplanması ve Tespiti

Yargılamada ispat yükü kural olarak davacı yatırımcıdadır. Bu nedenle gecikmeksizin:

  • MKK e-YATIRIMCI Kayıtları: e-Devlet üzerinden Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sistemine girilerek yatırım fonu katılma payı adetlerini, hesap durumunu ve blokajları gösteren resmî ekstreler PDF formatında indirilmelidir.
  • Emir Ekran Görüntüleri ve Log Kayıtları: 17.09.2026 tarihinde (veya öncesinde) aracı kurum/banka mobil veya internet şubesinden iletilen emrin gününü, saatini, dakika ve saniyesini gösteren ekran görüntüleri, işlem dekontları ve işlem hareket dökümleri arşivlenmelidir.
  • İletişim ve Çağrı Merkezi Kayıtları: Aracı kurum ile yapılan yazışmalar, e-postalar ve müşteri temsilcisi görüşmelerinin tarih ve saatleri not edilmeli; görüşme kayıtlarının saklanması talep edilmelidir.

2. Adım: Aracı Kuruma ve PYŞ’ye Noter İhtarnamesi Keşidesi

Bizzat veya avukat aracılığıyla dağıtıcı aracı kuruma ve ilgili portföy yönetim şirketine ivedilikle noterden ihtarname gönderilmelidir. Bu ihtarnamede:

  • Satış emrinin 17.09.2026 saat 13:30 öncesinde usulüne uygun iletildiği açıkça belirtilmeli,
  • Emrin hangi somut gerekçeyle TEFAS sistemine aktarılmadığı veya iptal edildiği sorulmalı,
  • Fon katılma paylarının emrin verildiği andaki Net Aktif Değer (fon fiyatı) üzerinden derhal nakde çevrilmesi talep edilmeli,
  • Oluşacak her türlü değer kaybı, fon fiyat farkı, enflasyon/kur zararı ve temerrüt faizinden kurumun sorumlu olacağı belirtilerek karşı taraf hukuken temerrüde düşürülmelidir.

3. Adım: İdari Başvurular (SPK ve TSPB Hakem Heyeti)

  • SPK Web İhbar ve Başvuru: SPK e-Başvuru sistemi üzerinden, satış emrinin 17.09.2026 saat 13:30’dan önce girilmesine rağmen aracı kurumca engellendiği ve mağduriyet yaratıldığı bildirilerek kurum nezdinde idari denetim başlatılması istenmelidir.
  • TSPB Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti: Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti’ne başvurularak aracı kurumun mevzuata aykırı eylemi şikâyet edilebilir.

4. Adım: Dava Şartı Arabuluculuk ve Tazminat Davası

  • Dava Şartı Arabuluculuk (TTK m. 5/A): Sermaye piyasası uyuşmazlıkları ticari dava niteliğinde olduğundan, tazminat davası açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması zorunludur.
  • Asliye Ticaret Mahkemesi’nde Maddi Tazminat Davası: Arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşma sağlanamaması halinde Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde tazminat davası açılır. Davada; emrin verildiği andaki fon birim fiyatı karşılığı toplam bedel ile tasfiye sonunda hesaba geçen tutar arasındaki tüm fiyat farkı, yoksun kalınan getiri ve ticari avans faizi talep edilir.

5. Adım: Ceza Soruşturmasına Müdahillik ve Şahsi Hak Talebi

SPK’nın suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde SPKn m. 107 (Piyasa Dolandırıcılığı) kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarına “suçtan zarar gören mağdur” sıfatıyla müdahil olma talebinde bulunulabilir.

KRİTİK HUKUKİ UYARILAR VE SONUÇ

Tasfiye süreci ve gerçekleşmeyen fon satış emirlerine ilişkin uyuşmazlıklarda yatırımcıların hak kaybına uğramaması adına dikkat etmesi gereken kritik hukuki hususlar şunlardır:

1. İbranameler ve Feragat Metinleri

Süreç içerisinde bazı aracı kurumlar veya bankalar, tasfiye kapsamındaki ara ödemeleri yaparken veya hesap kapatma işlemlerinde yatırımcılara matbu “ibraname”, “feragatname” veya “tüm haklarımdan vazgeçtim” içerikli metinler imzalatmak isteyebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararları uyarınca, ihtirazi kayıt (çekince) konulmadan imzalanan geniş kapsamlı ibranameler hak arama özgürlüğünü ciddi biçimde sınırlandırmakta ve dava aşamasında aleyhe sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle:

  • Aracı kurumlardan veya bankalardan yapılacak her türlü ödeme alınırken, belgenin üzerine el yazısıyla açıkça “Fazlaya, fon fiyat farkına, munzam zarara ve her türlü tazminata ilişkin dava ve talep haklarım saklıdır (İhtirazi kayıtla teslim alınmıştır).” şerhi düşülmelidir.
  • Hakların saklı tutulduğuna dair şerh içermeyen hiçbir genel feragat metni kesinlikle imzalanmamalıdır.

2. 6 Aylık Tasfiye Takviminin Takibi

Tasfiye işlemlerini yürüten Türkiye İş Bankası A.Ş. ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yapacağı duyurular ve ilan edilecek varlık satış takvimleri düzenli olarak takip edilmelidir.

3. Zamanaşımı ve Delil Karartma Riskine Karşı Erken Harekete Geçme

TTK m. 560 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında zamanaşımı süresi, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıldır. Sözleşmeye aykırılık iddialarında ise genel zamanaşımı 10 yıldır.

Ancak aracı kurumların elektronik log kayıtlarını saklama yükümlülükleri ve sunucu kayıtlarının zaman aşımıyla silinme riski karşısında, delillerin tespiti ve noter ihtarnamesi işlemlerinin gecikmeksizin derhal yapılması elzemdir.

SONUÇ

Sermaye Piyasası Kurulu’nun 17 Eylül 2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen 131 yatırım fonundaki tasarruflar, fon malvarlığının bağımsızlığı ilkesi ve haciz/iflas yasağı sayesinde yasal koruma altındadır. Ancak fonların değer kayıpları ve özellikle 17.09.2026 saat 13:30 öncesinde satış talimatı verilmesine rağmen emirleri hukuka aykırı biçimde iletilmeyen veya reddedilen yatırımcılar bakımından ciddi bir tazminat hakkı bulunmaktadır.

Hak kaybına uğramamak, aracı kurumları temerrüde düşürmek, zarar miktarını eksiksiz hesaplamak ve tahsilat sürecini güvenceye almak adına sürecin profesyonel bir avukat gözetiminde yürütülmesi tavsiye olunur.

Bir Cevap Yazın